sigorta ve ahilik ile insan

sigorta ve ahilik ile insan

 238- L H. Morgan, 1986, 1. Cilt. s. 215-226.
,j,nsıtmaktadır. Scott’un anlaUığına göre İskoç klanları, Grek, /''"'diğer uçta bulunan Amerika yerlilerinde görmediğimiz nitelikle-daha yoğun daha yürekli bir yaşantı sürdüren klanlardı. İskoç-örgütlenmesinin bulunup bulunmadığım bilmiyoruz; ancak daha gerek fratri gerekse kabile örgütlerinin de bulunmuş ol-/ ^Kmektedir I..).
'^lıjaiKİah'ardaki sept, Amavutlardaki phis ya da phrara eski dönemlerdeki püüeatnesinin izlerini taşımakta; Dalmaçya ve Hırvatistan’da aynı ör-izleri görülmektedir. Sanskrit dillerde ganas teriminin bulunuşu HiN’eıı topluluklarda eskiden soy örgütlenmesinin bulunduğunu kanıtla-
Değinilmesi gereken bir başka sorun da, tarih döneminin başlarında Germen Dbilelehude soy örgütlenmesinin olup olmadığıdır Caesar ve Tacitus’un jDİatnklanna göre. Germenlerin yaşayış biçimlerinden ve koşullarından çıkan 0\ıç,Germen toplulukları arasındaki birliğin kişisel ilişkiler aracılığı ile sağ-ludığı, iilke-toprağı ilişkisinin fazla bir önem taşımadığı; yönetimin de bu ki-jiselilişkiler aracılığı ile işlediğidir
Şimdide,çok daha çeşitli insan topluluklarının yaşadığı, insanlığın, en eski köklerinin bulunduğu, bu nedenle de, soy örgütlenmesinin de en eski günlerinin yaşandığı Asya kıt’asına bakalım Asya’nın geri kalmış kabilelerin-
öekadın soyçizgisinden izlenen soygelimi bugün de çok yaygındır. Fakat soy-, »eliminin erkek soyçizgisinden izlendiği kabileler de vardır (..). j Moğollar, fiziksel özellikleri bakımından Amerika Kızılderililerine çok i yakındırlar. Moğollar da birçok kabilelere ayrılmış bulunmaktadırlar (..). Çin-I Sler arasında da, eski dönemdeki soy örgütlenmesinin kalıntılarını içeren kendine özgü bir aile sistemi vardır (..).
Aynı şekilde, Afganistan kabilelerinin de klanlara ayrıldığı söylenmektedir. Fakat bu klanların gerçekten birer soy topluluğu olup olmadıkları henüz kanıtlanmamıştır (..).
Tevrat’ın Sayılar Kitabı bölümünde yer alan İbranilerin oniki kabilesine ilişkin öykü İbrani toplumunun yasa düzenlemeleri aracılığı ile yeniden düzenlenişini anlatmaktadır. O sıralar Barbarlık Dönemi geride bırakılmış ve Uygarlık Döneminin eşiğine gelinmiştir.
Kabilelerin kandaşlar topluluğu olarak örgütlendirilmesinde temel alınan ilke, daha önceki dönemde yaşanılmış olan ve o sıralarda da varlığını sürdüren, fakat henüz sistemleştirilmiş olmaktan uzak bir soy örgütlenmesi döneminin gerçekten yaşanmış olduğunu kabul etmemizi gerektirmektedir.
0 sıralarda İbraniler, kişiler arası ilişkilere dayanan kan yakınlan topluluğundan daha başka bir toplumsal örgütlenme biçimini bilmiyor, düşünemiyor, olsak.4^aifcîi. Filistin’e gelip yerleştiklerinde, her kabilenin, kan yakınlarını
kapsayan bir topluluk olarak, belirli bir bölgeye oturup yerleşmesi; Levik^ leşi dışında, kabilelerin her birinin adı ile kendini isimlendirmiş olması Ibf, ; nilerin o günlerde bir yurttaşlar toplumu değil de, soy topluluğu kurdukijrj^ i kanıtlamaktadır. Sami ailesinin en başarılısı olan bu kavmin tarihi, hep i him (Abraham), tshak (îsaac) ve Yakup isimleri ile Yakup’un oniki oğlu^ıjj^ j isimlerinin geçtiği bir tarih olmuştur
İbrahim, İshak ve Yakup dönemi Barbarlığın Üst Dönemidir. Çok olasKi^ ki, bu dönemde Sami toplulukları yazıyı henüz bilmiyorlardı. Tevrat’m bu an, | lattıklanndan anlaşılan odur ki, bu dönem, henüz, Homeros’dakiGTeklerinjt. lişme düzeyine eş bir dönemdir.
İbreınilerin evlenme ile ilgili eski görenekleri eskil görünümüyle soy’^ varlığına işaret etmektedir (..). Her şey, soygeliminin kadm çizgisinden izlen, diği bir soy örgütlenmesinin varhğım göstermektedir. Bir de, İbrahim’in baba, bir kız kardeşi ile evlenmesi var. ‘Ve gerçekten de kız kardeşimdir, kendisi ba. bamın kızıdır, fakat annemin kızı değildir; ve benim kanm oldu’ (Genç. sisıTekvin, xx, 12).
Soy örgütlenmesinin varlığı ve soygeliminin kadının soyçizgisinden izlen-diği bir toplumda İbrahim ve Sarah fcirklı soylardan sayıldıklan için,kanyö. nünden yakın olsalar bile, soy’ca birbirlerine düşmemiş sayılıyorlardı. Eğt soygelimi erkek soyçizgisinden izlenmekte olsaydı, her şey başka türlü olacaktı. Nahor, erkek kardeşi Haran’m kızı olan yeğeni ile evlenmiştir (Gene sis:Tekvin, xi, 29). Musa’run babası Amram kendi öz babasmın kız kardeşiyle; yani, halası ile evlenmiştir. İbranilere yasalan getiren Musa'nın anası bu kadındır (Exodus:Çıkış, vi, 20)
lanımlanırken bazen dizinin üst üyelerinden başlanmakla, ba-^elerinden. Örneğin; Simeon oğullarından, nesilleri, aşiretlerine “^^rine göre ondan sayılanlar. Buradaki Simeon oğuUanndan, söz-d'fratrileri; ala evleri sözleri ise soy’lan ifade etmek-
Bıîfüdada önce soy, sonra fralri, en sonra da kabileden söz edilmekti' j Bu sözler, gerçek yaşamdaki örgütlenmeyi açıklamakta; askerî örgiit-#'j|ri5İosoy’lara, fratrilere ve kabilelere dayandığım göstermektedir ^jjjjlılar dört kabilenin lon’un oğullarından geldiğini söylemekle yetin-soy ve fratrilerin kökenlerini açıklamaya gerek duymamışlardır. Oysa Jljjjletoniki kabilenin Yakup’un oğullarından inen sülâleler olduğunu söy-yetinmeyip, soy ve fratrilerin bu onikisinin çocuklanndan türediğini ^jjıi süımüşlerıüı. Soy’larm ve fratrilerin oluşumunda bu denli ayrmtüara juntüm insanlık içinde, yalnızca îbraniler olmuştur jbıaniler kendilerini ‘İsrail Ulusu’ ve ‘cemaat’ (Congregation) olarak be-jjılemektedirler. Bu ise, Hjıarulerin siyasal bir toplam olmadıklarım; toplum-jjl örgütlenme düzeyinde olduklarım kamtlamaktadır.
Afiika da yabanıllık ve barbarlığın karmakarışık bir durumda bulunduğu-,jiijriiyomz(..). Zenci ırkının anavatanı olan Afrika’da, Zenci kabileler sa-jıcafazla olmadıkları gibi, yaşadıkları alanlar da fazla geniş değildir. Latham, Knjtkten de önemli olan şu açıklamayı yapıyor; ‘Afrika’da Zenciler kural dr-pA&ikablardn’ (..).
Klan ya da aile başkanlığı verasetle aktarılmaktadır. Bunda da, malvarlığı-ınn aktarılmasında uygulanan kurallar uygulanmaktadır. Erkek kardeşlerin kcpsi de ölmüşse, en büyük kız kardeşin en büyük oğlu klan reisliğine getiri-k Böyle biri yoksa, aynı işlemle soy üyeleri arasında derece derece kadın ya-tınlanndan gelenin büyük oğlu aranır. Çünkü, bütün klanlann kadın soyçizgj-sİDden indiğine inamlmaktadır.’
Gerçek bir soy’a ait tüm öğeler günümüzdeki görünümlerinde de devam etmektedir. Bunlar, soy’a eskil biçimini kazandıran soygeliminin kadın soy-çizgisinden izlenmesi, soygeliminin tek soyçizgisine bağlanması gibi öğelerdir (..).
Bu durum da kadın soyçizgisinden izlenen bir soygeliminin varlığını göstermektedir. Fakat, soy örgütlenmesinin bulunup bulunmadığını kanıtlayacak kadar açık ve kesin bilgiler vermiyor ilen bu kabilelerde soy örgütlenmesinin bulunduğunu düy Avustralya Yerlileri arasında, en düşük örgütlenme biçiminde de gütlenmesinin bulunduğunu söyleyebiliriz(..).
Soy örgütlenmesinin AvustralyalIlar ve Afrika Zencileri arasında^ rinin bulunduğunu saptadık. Barbarlığın Alt Döneminde bulundukları Beyazlarca keşfedildiklerinde Amerika Kızılderilileri arasında; barbj^" Orta Dönemine gelmiş bulunan köy yerleşimine geçmiş Kızılderililer da ise, genel olarak, soy örgütlenmesinin bulunduğunu gördük.
Aynı şekilde barbarlığın Üst Döneminde Örekler ve Latin kabileler. sında; Aryen aileden bazı diğer kabileler arasında da soy örgütlenmesi canlılığı ile sürmüştür. Turan, Ural ve Moğol aileden kabileler arasınd^ soy örgütlenmesinin var olduğu görülmüş, ya da izleri saptanmıştır. lardan ve Çinlilerden gelen kabilelerde de, Sami ırktan olan İbrani kabileie,j de de soy örgütlenmesinin bulunduğunu gördük. Verilere ve olgulara dayan^ kanıtlar sayesinde, insanlığın eski dönemlerinde soy örgütlenmesinin geneiij toplumsal örgütlenme biçimi olduğunu yabanıllığın son döneminde vebaıta; İlk döneminde bunun devam ettiğini ileri sürebiliriz.
İncelemelerimizle, soy örgütlenmesinin Eski Toplumun kökenini vetaj. lini oluşturduğunu gösteren yeterince kamt ve veriler getirmiş bulunuyor Siyasal toplum biçimine erişecek düzeye gelinceye kadar toplumu belirli(ç plana göre örgütleyen; yaşanan deneyler sayesinde toplumu organik birt®î olarak ayakta tutan Uk organik ilke soy örgüüenmesi ilkesi olmuştur. Eskiit uzanan bir geçmişinin olması, öz bakımından yaygın ve genel oluşu vesûıd li bir canlılığa sahip bulunuşu soy örgüüeıımesinirı günümüzde tümht’aki bugün de devam etmekte oluşundan açıkça bellidir (..).
Soy örgütlenmesi doğal ve görülgen bir olgunun kavramlandınbasuıdr çok, oluşturulduğu dönem için yüksekçe bir düşünsel yeteneği gerektireniı sarlanması bile çok zor bir düşüncedir. Bir düşünce olarak ortaya çıkması.ııv gulamaya aktarılması çok uzun bir dönemin yaşanmasını gerektirmiştir, (l neğin, Polenezyalılar punaluan aüe biçimini bulmuşlar, fakat soy örgütlennii sini oluşturamamışlardır. AvustralyalIlar aynı aile biçimini bulduklanjii' soy örgütlenmesini de geliştirebilmişlerdir.
Soy örgütlenmesi punaluan aile biçimi içinde oluşmuştur. Nerede,!», kabile bu aile biçimine erişmişse, soy örgütünün oluşumu için gerekliöKk: de kavuşmuş demekti. Yukarda öne sürülen varsayımda yapılması gerekeni ğişiklik de bundan ibarettir. Cinsiyete dayanan daha önceki örgütlenmek minde, soy örgütlenmesinin de oluşturucu ilk çekirdeği yer almaklaydı.^ örgütü eski biçimi içinde oluşumunu tamamladığında, bu örgütlenme sa'f' de yaratılmış üstün topluluğun gücüyle çok geniş alanlara götürülmüş ve}, gmlaştırılmıştır. Soy örgütlenmesinin nasü
,a ilgili olarak elde edebildiğimiz başlıca olgular değerlendirildi-»'^"''Jrgüüenmesimn tek bir yerden yayddığı görüşü daha doğru sayda-
kökeninin bir ve tek olduğu varsayınunda bulunacak olursak, *"iiın dünya yüzüne yaydmasımn da kökensel bir merkezden çevreye r Ayılan göçlerle gerçekleştirildiğini kabul etmemiz gerekecektir. Bu du-Avrupa, Afrika ve Amerika’ya oranla çok daha fazla sayıda ve çeşitli .jıioplulukların bulunduğu Asya’nm insanhğm ük beşiği olduğunu kabul ‘^geıekmektedir
EskiToplumu yeterince ve doğru anlayabilmek için soy örgütünü, özellik-yıini, dünyanın nerelerine kadar dağılıp yayılmış olduğunu bilmek mutlaka jfsküdir (..1. Örgütlendirilmiş bir toplum kavramı insanlığın başından beri iâtnbir gelişmenin ürünü olmuş; çeşitli aşamaları kendi aralarında mantıken Ifpbirbirleriyle bağlantılı kalmış; her aşama bir öncekinin ürünü, bir sonraki-jin ise yaratıcısı olmuş; soy örgütlenmesi tasarımına gene bu aşamalar saye-jiıvle ulaşılmıştır.sigorta

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder