sigorta ve ahilik ile insan konumuz

sigorta ve ahilik ile insan konumuz

 olan Nippur seçildi ve 1889-90, 1890-91, 1893-96 ve 1896-1900 *^l)oyuaca dört uzun kazı seferi gerçekleştirildi
yjppur’dan sonra, 1902-03 yıllarında Almanlar tarafından Fara’da (kadim
kenti Şuruppak) ve 1903-04 yıllarında Chicago Üniversitesi tarafından j.j,aya'da (kadim Adab) yapılan kazılar, büyük oranda İ.Ö. üçüncü bin yıl-^jjteon-bncesi ve Sargon devirlerinden kalma önemli miktarda Sümer eko-jinıikvesözlüksel malzemesini gün ışığına çıkardı.
1911 yılında Fransızlaı- tarafından başlatılan ve 1922’den 1930’a kadar İnşlo-Amerikan himayesinde sürdürülen Kiş’teki kazılar önemli yazınsal (jjılde sağlamıştır, Kiş yakınlarındaki Cemdet Nasr’da, Sümer yazısının baş-lıngıçlanna giden yan-resim-yazıh büyük bir tablet grubu bulundu.
Ünlü kent devleti Ur, 1919 ve 1933 yılları arasında British Museum ve Üniversite Müzesi nden ortak bir heyet tarafından kazılmıştır, birçok tarihsel, ekonomik yazıt ve bazı edebî malzemeler sağlanmıştır. Asmar (kadim Eşnunna) ve Hafaci'de, Dicle’nin doğusu, büyük bölümü Sargon ve III. Ur devirlerinden kalma-İ.Ö. Üçüncü bin yılın sonu- çok fazla sayıda ekonomik tablet geç-nşimizyıllarda Chicago Ünıversitesi’nin Doğu Enstitüsü tarafından ortaya çıkarıldı. Son olarak, Almanların 1928’den savaşın başlangıcına değin kazılar vşiıklan Uruk’ta, Cemdet Nasr’da bulunanlardan bile eski çok fazla sayıda resim-yazıh tablet bulundu.
Bu kısa özet, yasal kazılarda bulunan ve gün ışığına çıkarılan Sümer yazıt-lan için genel bir fikir verir. Ayrıca, Sümer höyüklerinden, özellikle kadim Larsa, Sippar ve Umma kent devletlerinden, Araplar tarafından gizlice binlerce tablet çıkarılmıştır. Bu nedenle şimdi müzeler ve özel koleksiyonlarda bulunan Sümer tabletlerinin ve parçalarının sayısını tahmin etmek güçtür, herhalde çeyrek milyon civarındadır (..).
İlk elde, bütün Sümer tabletlerinin yüzde doksanbeşinden fazlasının ekonomik nitelikli olduklarına dikkat etmek önemlidir; yani, senet ve makbuzlardan, evlât pdintne. ve ortaklık sözleşmelerinden, irade beyanları ve vasiyetnamelerden, işçi ve ücret listelerinden, mektuplardan vb. oluşurlar (..).
ri, İlâhîleri ve ağıtları, atasözleri ve ‘bilgelik sözleri’ vardır”(250)
SÜMEKLERDE AHİLİK YILDIZININ PARLAYIŞI VE ESNAFIN TANRILARI: BİLİNEN EN ESKİ ESNAF PİRLERİ
Sümerler’in, çok özgün, uygar büyük bir topluluk olması, Mezopotam. ya’nın doğusundan, herhalde Orta Asya’dan gelmiş olarak, dil özcilib lerinin Samilerden ve Arilerden de farklı olması, Türk kökenli olmalarının t sinliğe yakın bir olasılık göstermesi, bizim için çok önemli olduğu bakımlarm. dan, onlardan söz ederken asıl konumuzun dışına kayabiliyoruz. Fakat burada onları aynı zamanda daha iyi tanıtmak için kendilerine genişçe yerayımuşol-mamızın mazur görüleceğine inanarak devam ediyor ve Sümerler’de gördüğü, müz Ahilik yıldızının parlayışlarına geçiyoruz. Bu gelişimi de Kramerîneseı. lerinden, özellikle de, “Tarih Sümer’de Başlar” adlı temel eserinden izliyonız Bu konuda büyük Arkeolog eserinde; bize çok önemli bir yardımda bulunan!. , eserin alt başlığında da belirtildiği gibi; “Yazıh Tarihteki Otuzdokuztlk”isaptıyor. Bu ilklerin, ciddî olunduğu ölçüde, büyük bölümü, elbette ki Ahiliği açık ve seçik olarak gösteriyor. Ahilik bilinmeyince onun görünüşlerine, bu rada da olduğu gibi, sadece “İlk” vb. denmesine şaşmıyomz.
SÜMEKLERDE “ŞEDD KUŞATMA TÖRENİ” MÎ? SÜMERLÎ AHt BABA’LAR; KENT BABASI, OKUL BABASI...
Tarih Sümer’de başlar” adlı eser; bir “Giriş” ve 39 bölümden oluşu)® 21. sayfada, 1. Bölüm’ün başlığı: Eğitim; İlk Okullar. Burada,yaz-manicirdan söz ederken geçen, “Kent Babası” terimi ister istemez ilgimiziş«-kiyor. Ama fazla bilgi verilmemiş. Ne var ki hemen izleyen, 24. sayfadada. “Okul Babası” var. Öğrencilere de “Okulun Oğullan” deniyormuş. AhiBa-ba’yı ve Ahiler’i, Fityan’ı anımsıyoruz. Aynı bölümde, 26. sayfada“Yip ve Bilgelik” övülüyor. Bunlar Ahiliğin ana ilkeleri, niçin burada Ahiliğigâ meyelim?..
2. Bölüm’ün başlığı; “Okul Günleri”. Bu bölümde de, 29. sayfada.“C> mertlik” övülüyor. Biliyoruz: bu da, Ahiliğin çok önemli bir ilkesi. Fakatöl-rencisinin cömertliği karşısında; öğretmenin öğrenciye, “Şedd KuşatmaTöıt-ni”ndeymi§ gibi; Ahilik söylemleri ile dolu duasıaynen vermeden
250- S. N. Kramer, 2001. s. 32-37.
»pelikanlı, sözlerimi tuttuğun, kulak ardı etmediğin için, yaı.-fesine erişesin, hakkıyla bu sanatm üstesinden gelesin...
sen olasm, arkadaşlanmn başı sen olasm, öğrencilerin en ___ı.o.cm Okul etkinliklerini çok iyi yerine getirdin, bir
I yerleşesm.
j oldun” jo'ün başlığı;
s^Şpayeno
Baba ve Oğul”. Hep Eğitim konulan, tıpkı Ahilik gi-da. Bilgelik övülüyor ve “El Sanattan Tannsı”ndan söz edili-dinlerde el sanatlarını Tanrılar korur. Göksel dinlerde ve özel-. te bu koruyucu; Rr olur. “İnsancıl çabalar övülüyor, maddî ba-'*1 peşinde olmak yeriliyor. 34. sayfada iş sahibi olmak, Alçakgönüllülük, l ^lalftüvüliiyor. başıboşluk yeriliyor. Bundan iyi Ahilik mi olur?.. 35. say-jyine Ahice: iş güç sahibi olmak ve Bilgelik övülüyor, kendini başı-
eğlenceye kapıp koyvermek yeriliyor. 36. sayfada: Oğluna nasihat la “Bilgelerin başı ol” diyor. Ahilik yönünden; daha ne desin?..
I. 'jsnafin Tannlan, Pirleri” dedik. Yine İsa’dan öncesinden, ama belki bin i- p|daha sonrasından ve başka bir ülkeden, eski Yunan’dan bir anımsatma ya-r- [ulını. Bu anımsatmayı, “Sokrat ve Eflâtundan Günümüze Ahilik” adlı kitabı-jiBdan yapacağız. Orada, Eflâtun’un “Yasalar” adlı eserinden bir alıntımız ; 1* söyle:
"Sanatlarıyla yaşamımızı düzenleyen el sanatçıları sınıfı Hephaistos ile flteıa ya adanmıştır. Başka bir tür sanat olan savunma tekniği ile bu elsanat-piannın eserlerini koruyanlar da Ares ile Athena’ya, haklı olarak bu sınıf da
İHitannlara adanmıştır”l25i).
Burada, İslâm ülkelerindeki Esnaf Pirlerini anımsayabiliriz. Bilindiği gibi, İslâm Uygarlığmda Esnaf Pirlerinin bazdan Peygamberler, bazdan da çeşitli mesleklerin önderleri, büyükleridir. Birkaç örnek şunlardır: Peygamberler Hz,Âdem: Çiftçilerin Piri, Hz. Davut: Demircilerin Piri; Yunus Aleyhisselâm: Değirmencilerin Rri; Hz. Nûh: Gemicilerin Piri; Hz. Yûşa: Basmacdann Rri; Sâlih Aleyhisselâm: Körükçülerin Piri; Hz. İdris: Terzilerin Piri, İbrahim Peygamber: Boyacdann Piri.
Peygamber olmayanlar: Ahi Evren: Debbağlann Rri; Hz. Ali: Silâhşorla-rnı. Gazilerin Piri; Marangozlar: Habib Neccar; İmam Numan: Şerbetçilerin Piri: Selmân-ı Pâk: Berberlerin Piri; Ekber Yeman: Ayakkabıcıların Piri; Hz. Lokman: Hekimlerin Piri; Hallac-ı Mansur; Hallaçların Piri; Hz. Ha.san Basri: Kebapçıların Piri; Veysel Karanî; Devecilerin, Kiracdann Piri...
YİĞİTLİK, KAHRAMANLIK; ATATÜRK VE ENMERKAR
37. sayfada 4. Bölüm başlıyor. “Güzel Amerikalı: Kramer”; kahramanı Enmerkar’ı anlatmaya girişiyor. Ama konusuna Atatüıt ||| giriyor. Şöyle diyor: “Marmara Denizi’nin körfez benzeri Haliç ve ırmakbe,^ zeri Boğaz’a ayrıldığı yerde İstanbul’un Saraybumu diye bilinen kısım alır. Burada, yüksek ve aşılmaz duvarların ardında İstanbul’un fatihi Mehmet yaklaşık beşyüz yıl önce sarayını inşa ettirmiştir (..).
Ama sultanların devri artık geçmiş ve Saraybumu farklı bir göriinû^^ almıştır (..). Binalara gelince -yasak saraylar ve gizemli köşkler-çoğu olmuştur. Sultanlann zorbalığı sonsuza dek ortadan kalkmıştır. TMiyeath bir cumhuriyettir. Bu müzelerden biri olan Eski Şark Eserleri Müzesi’ninço|( pencereli bir odasında, geniş, dikdörtgen bir masanın başında oturuyorum.
Karşımdaki duvarda yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin sevgili kurucusu V( kahramam, açık yrüzlü, hüzünlü bakışh Atatürk’ün büyük bir fotoğrafı asık Bazı açılardan çağımızın en önemli siyasetçilerinden biri olan bu dikkatede. ger insan için söylenecek ve yazılacak daha pek çok şey var. Ama gerçekleş, tirdikleriyle yeni bir çağ başlatmış da olsalar benim işim çağdaş ‘kahıamaj. lar’la değil. Ben Sümeroloğum ve çok uzak geçmişin, çoktan beridir unutul, muş ‘kahramanları’dır benim işim.
Önümdeki masada yaklaşık dört bin yıl önce yaşamış bir yazmanın elinden i çıkmış bir tablet duruyor (..). Ne var ki bu tabletin yazmam onu onikisüttııu bölmüş. En küçük yazısıyla, bu sınırlı alana altıyüz dizeden fazla tutan bir Sümer kahramanlık şiirini sığdırmayı başarmış. Bu şiiri, ‘Enmericar ve Arata Beyi’ diye adlandırabiliriz. Şiirde işlenen karakterler ve olaylar neredeyse beşbin yıl öncesine gidiyorsa da, bizim çağdaş kulaklarımıza tuhaf bir biçimde tanıdık gelirler, çünkü şiir günümüz ve çağımızın güç-politikası tekniklen ni çağrıştıran siyasî bir olay kaydıdır.
Bir zamanlar, der şiir, yazarının doğumundan yüzyıllar önce, Enracria' adında pek ünlü bir Sümer kahramanı yaşarmış. Dicle ve Fırat ırmaklantur arasında, güney Mezopotamya’daki Uruk kent-devletinde hüküm süremııy Uruk’un oldukça doğusunda, Aratta adlı bir diğer kent-devleti vardı. Urukta yedi sıra dağ ile ayrılmıştı ve öyle yüksek bir dağın tepesine kurulmuştuk yaklaşmak zordu.
Aratta, Mezopotamya’nın düz ovasında kurulmuş Enmerkar’m kei Uruk’da hiç bulunmayan maden ve taş yönünden zengin, gönençli bir kentti Dolayısıyla, Enmerkar’m özlem ve hırs dolu bakışlarını Aratta’ya ve on® zenginliklerine dikmesi şaşırtıcı değildi. Ora halkını ve„jifci:hcisini kendile bası yapmayı aklına koyan Enmerkar, Arata beyine v nir harbi’ başlattı. Morallerini bozmakta o kadar baş larmdan vazgeçip Uruk’a tabi oldular.
Tüm bunlar, bütün dünyada geçerli olan tipik des lambaçlı biçemiyle anlatılmıştır(..).sigorta

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder